Her şey sudan kaynaklanmıştır!
Her şey suyla ayakta kalır!
Goethe


Büyücü-rahip o gecenin sabahı tan ağarırken sıcak su kaynaklarının başına çıktı... Hazırlıkları öğleye dek sürdü. Gün tepedeyken herkes yerini almış bekliyordu. Ellerini iki yana açtı... Yüce beyazlığa ve yaratıcısı kutsal suya saygısızlıkları için 'insan' adına af dileyerek 'Ey doğanın mimarı yüce varlık!' diye başladığı sözü bittiğinde tam gece yarısıydı. Uzun bir yaradılış öyküsüydü anlattığı...


Ey doğanın mimarı, doğaüstü yüce varlık!
Yeryüzü şiddetle sarsıldığı an,
Gökler değişmemişti daha.
Batmamıştı güneş:
Işık verirdi aya

Yaşam verirdi yine
Gök suları her şeye...
Süzülürdü tepelerden
Yerin derinliklerine,
Ulaşırdı orada
Batmasın diye koca denizlerde
Yeri yüzdüren tinlere
Bugün bu inler
Biraraya gelerek dediler:
Biz doğaaltı varlıklar
Çalışırken burada
Isıtır yüzdürürken koca yeri
Ne yapar doğaüstü varlıklar
Keyif çatmaktan başka...
Kalsın burada göklerden
Süzülüp gelen sular...
Nasıl sıkışırsa yüreğimde kızıl kan,
Öyle sıkıştı göksel sular
Özündeki koca boşlukta yerin...
Örtüldü büsbütün
Ağır, kalın kızgın toprakla
Ulaşamadı yeniden
Kutsal gün aydınlığına.
Benzemez inlerimize bizim,
Kayalarda oyulmuş koca boşluk.
Sıkıştı göksel sular
Isıtıldı bir yandan
Ölümcül tinlerle
Boğuldu diğer yandan
Kaçarsa hani bir gün
Ölüm saçsın yerüstüne...
Yüklendi her ölümcül tin
Bir de koca bir kaya
Koca boşluktan koparılmış
Ağırlaşsın da
Dibe batsın daha da
Sıkışmış göksel sular...
Yerüstünde
Susuz kalan varlıklar
Yönelerek Yüce Mimara
Yakardılar
Adalet istekleriyle...
İşitti Yüce Mimar
Yüreklerden fışkıran
Haklı yakarışları...
Diledi ve gerçekleştirdi
Yeniden
Yiten kutsal adaleti
Isınmıştı sular
Ölümcül tinsel varlıklar
Boğmuş, bozmuştu gökselliğini
Her ölümcül tine
Eşlik etmişti
Bir parça kaya
Veremezdi artık
Yaşamsal özünü
Gerçekleşmeliydi
Yine de
Adalet bir şekilde
Yüce Mimar istedi
Şiddetle sarsıldı yer,
Açıldı iki yana,
Yol verdi sıcak suya
Sıkışmış, boğulmuş, yüklenmiş
Sıcak sular
Yükseldi ağır ağır
Karanlıktan beslenen
Ölümcül tinler
Yükseldikçe sularla
Habersizdi tamamen
Başlarına geleceklerden.
Kutsal gün aydınlığı
Yok eder çünkü
Ölümcül karanlığı
Kötülük kaynakları
Silindi karanlık yok oldu hepten
Görünce aydınlığı
Ölümcül tinler bütün
Kurtulmaya başladılar
Boğdukları sulardan
Bir bir ayrıldılar.
Belki dönebiliriz diye
Yeniden karanlıklara
Düştü koca beyaz kayalar
Ayrılınca ölümcül tinler
Yükselen ısınmış sulardan
Kurtulamadılar yine de
Aydınlık günde yok olmaktan
Beyaz kayalardan oluşan
İzleri kaldı geriye
Yükselip gökyüzüne ulaşan
Isınmış, boğulmuş, yüklenmiş sular
Aktıkça yüzeyde
Kurtuluş sevinciyle
Döşendi beyaz kayalar
Süsleyerek her yeri
Gerçekleşti böylece
Kutsal adaleti Yüce Mimarın
Çektiklerine karşılık
Sıkışan sıcak suların
İnce ince süsledi
Dokunduğu her yeri

"İşte böyle oldu yaratılışı
Kutsal beyazlığın"

Yerşekilleri türlü türlü
Ne çok olay olmuş; oluyor...
Dağlar yükselmiş,
Volkanlar patlamış
Yer sarsılıp kayıyor,
Kıvrılıp kırılıyor...
Yer hareketli,
Suskun hiç değil
Kabuk bağlamış da olsa parça parça
İçin için kaynamakta...
Kaynar madde magmadan deniz,
Her parça kabuk bir gemi
Yüzer magma denizi üzerinde

Yer hareketli,
Yer suskun değil
Yüzdükçe kabuk magma üzerinde
Dağlar yükseliyor,
Volkanlar patlıyor
Sarsılıp kayıyor yer,
Kıvrılıp kırılıyor...

Yükseklik korkusu var sanki
Dünyadaki her maddede
Yükselen dağlar
Alçalma eğiliminde
Rüzgara, suya güvenmiş
Törpüle de alçalt beni demiş...

Yükselen dağlar üstüne
Düşen yağmur ve kar ise
Denize ulaşma isteğinde
En rahat en dingin yere

Açılmış yüzen kabuk
Kırılmış birkaç yerinden
Çökmüş iki dağ arası
Yükselmiş magma derinden
Yüksek kalan Babadağ ve Yenice
Horst ise bilim dilinde
Arada kalan Çürüksu
Graben'di arık çökük ve derinde

Ulaşmak için en dingin yere
Süzüldü sular mermer Babadağdan
Yolu kırık ve çatlaklardan
Aksaydı oysa yüzeyde
Varmıştı denize bin kere
Süzüldükçe topraktan
Derine götüren kırık ve çatlaktan
Etkişleşti çevresiyle
Organikler oksijen aldı sudan
Karbondioksit verdi yerine

Denizden uzaklığının farkına varmadan
Süzüldü daha da derine
Graben dibinde hapsolan
Kırılmış çatlamış mermere

Yüksek ısı yükselen magmadan
Isıtırken süzülen suları
Pişirmekte mermeri diğer yandan
Sıkışmış sıcak sularla birleşerek
Pişen mermerden gelen karbondioksit
Heryanı kaplıyor kuvveli bir asit

Başka yol bulamaz çünkü uçma sevdasında
Sıkışmış karbondioksit
Özgür olmak için amacı yükselmek
Tek çıkar yol süzülen su ile birleşmek

Karbondioksitin yaratığı
Karbonik asit çözücü, kemirgen
Sorumlusu suya verdiği serbest bir hidrojen
Duramaz yerinde bağlanmak ister

Mermerin yapıtaşı kalsitin
Kalsiyum ve karbonattır bileşimi
İlki iterse karbonat çeker serbest hidrojeni

İşte böyle girer yapısına suyun
Özgür olmak isteyince karbondioksit
Heybe olur bir parça kalsite

Dinginliği ararken
Sıkışıp kalan sıcak sular
Bir de karbondioksitçe kaplanınca
Basınç yükselir, yük artar

Dingin yer bundan böyle
Ulaşmak istediği suyun
Havadan başka yükün olmadığı
Yüzeydir yerin

Kırıklar zayıf, derin kırıklar
Kurtuluş yolu yüklü suların
Götürür yüzeye kadar

Yükseldikçe düşen basınca
Eşlik eder karbondioksitten kurtulma
Özgür kalır, uçar karbondioksit
Heybesi kalmaz çökelir yeniden kalsit
Çökelir, duvarlarını sıvar kırıkların

Yüzeye çıkıp aktıkça sıcak sular
Uçar gider karbondioksit bütün
Kalmaz asitliği, kemirgenliği
Taşıyamaz artık
Ne kadar varsa mermerden alınmış
Bırakıverir kalsiti
Böyle oluşturur traverteni
Su akışıyla işlenmiş beyaz güzelliği

Saflığın simgesidir beyaz her kültürde
Saflıktır yine kalsit çökeliminde
Suya gelecek her yabancı madde
Kirletmektedir kalsiti çökeldiği yerde

Kırıkların yüzeye ulaştığı yerde
Sıcak su kaynakları açıkta
Ulaşamadan beyaz travertenlere
Durdurulursa havuzlarda
Kullanılır, kirletilirse otellerde
Çökeleceği için kalsit havuzlarda, kanallarda
Birşey kalmaz travertenlere kirden başka

İnsan eli değerse kaybolur doğallık
Gözle dokunmakla ancak
Korunabilir saflık


KAYNAK: Mavi Gezegen, Popüler Yerbilimleri Dergisi, Yıl:2000 Sayı:2
BİLİM KURGU FANTEZİ
ARAŞTIRMALAR
CONAN EFSANESİ
PAMUKKALE'NİN KUR/U/TULUŞU
THE VAMPIRE IN LITERATURE & BRAM STOKERS DRACULA
UNICORN'UN KÖKENİ
SİSLERİN VAMPİRİ
ANA MENU

Doç. Dr. Mehmet EKMEKÇİ

bkftmaster@hacettepe.edu.tr